SlideShow

0

umut sarıkaya



şu an daha fazla güldüğüm kimse yok.
0

maskeli bir adam - de nigris öldü



kadıköy'de fenerbahçe maçında gol attığında gol sevinci için şortundan maske çıkarıp taktığı için sarı kart görmüştü de nigris.

yediğimiz golden çok futbolumuzun nadir renkli karelerini cezalandıran, gri hakemlere kızmıştım.

o da ben de anlam verememiştik sarı karta.


ankaragücü, ankaraspor ve larissa maceralarından sonra kalp problemleri nedeniyle futbolu bırakmıştı de nigris.

hep trabzon'da çok iş yapar dediğimi hatırlıyorum hakkında.

henüz 31 yaşındayken, kalp krizi sonucu bu sabaha karşı ve
fat etmiş aztek maskeli adam.

allah rahmet eylesin.

2

Olabilecekken Olamamış Bir Film - Johnny Mad Dog



Biri kaçan diğeri kovalayan iki çocuğun hikayesi..

Liberya’daki iç savaşta gerçekten de yer almış olan çocukların oynadığı, filmin sonundaki resimlerin gerçek olduğu bir film..

Bir çocuk çetesinin dehşet saçtığı bir öykü Johnny Mad Dog. Hatta öyküden öte geçmişe tutulan bir ayna.

Hiç uğruna kullanılan, eline silah ve damarlarına uyuşturucu verilerek birer canavara dönüştürülen çocuklarla bir an önce kardeşi ve babasıyla oradan kurtulmak isteyen bir kızın hikâyesi.

Buraya kadar ki cümleler ve belki daha önce görüp etkilendiğiniz afiş fazlasıyla güzel bir film beklentisine sokabilir sizleri.

Ama öyle değil.

Çocuk haydut ve savaşçılar deyince hemen aklıma gelen Tanrı kent ve Slumdog Millionaire filmlerini düşününce yavan kalıyor Johnny Mad Dog ve çetesinin hikayesi.

İsyan başarıya ulaşıp zafer kazanıldığında bir hiç’e dönüşen ve savaş boyunca namlunun gerisinde dehşet saçan Johnny Mad Dog’un namlunun ucunda olduğu sahneyle filmin bitmesi, sarsmıyor kimseyi yönetmenin beklediği gibi.

Yeni, değil.
Derin, değil.

Çocukların bir yerlerde, üstelik hiç uğruna savaşıyor olduğunu hatırlatması açısından bakanlar için “ay çok etkileyiciydi“ filmi.


Din konusuna da giriyor, haç gösteriyor, ezan okutup namaz kıldırıyor ama bir şey anlatmıyor, anlatamıyor yönetmen.

Ayna tutuyor.

Yetmiyor.


ek olarak: kıyafet ve aksesuarların yarattığı little big planet havası film boyunca gülümsememin nedenidir.
1

12 angry men - sidney lumet



"life is in their hands -- death is on their minds!" zaten bu cümle açıklamış herşeyi. tek mekanda, 1957 yılında film yapacaksınız ve böyle bir başarı sağlayacaksınız, uzatmaya gerek yok alkışlar sidney lumet'e.

ama sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak gösterilmesinin nedeni sadece
- suçlu olduğu kesin olarak ispat edilene kadar herkes masumdur.
- insan hayatı bir şüpheye ya da önyargıya kurban edilemeyecek kadar değerlidir'i anlatması değil.

Sorulması gereken soru; Tek mekanda çekilen filmlerin en önemli meydan okuma alanı olarak diyalogları kabul edersek, en fazla bir agahta christe romanı derinliğindeki diyaloglarla yönetmen nasıl kült bir film çıkarıyor oluşudur.





Filmi izlerken bu oda neden bu kadar sıcak diye sormamış kişinin agahta christe’nin 10 küçük zenci romanından daha fazla etkileneceğinden eminim.

Oda sıcak çünkü yönetmen cehennem’i tasvir ediyor. Önyargılar nedeniyle ortaya çıkan 11-1 lik durum onlara cehennem sıcağını yaşatıyor. Yeni şüpheler oluştukça, ön yargılar ortadan kalkmaya başlayıp, not guilty oyu verenlerin sayısı arttıkça önce yağmur yağıyor.

Oylar eşitlendiğindeyse vantilatör çalışmaya başlıyor.

Her biri ayrı ayrı derinlemesine karakter tahlillerini, insanlara, adalet mekanizmasına bu kadar eleştiriyi ve üstüne üstlük alt metinleriyle, çağrıştırdıklarıyla birlikte üstelik tek mekanda ve 1957 yılında veren bir yönetmen, sidney lumet.

Biraz araştırmak ve burada hakkında bir şeyler yazmak farz oldu.
0

The Man from Earth



Kurtlar vadisi terör filminin 7.4 oy aldığı, 9.0 'la "Nefes" filminin gelmiş geçmiş en iyi savaş filmi ilan edildiği İMDb'de 8.1 almış 2007 yapımı bir film.

Ehh.. fena değil yani.. :)

8 kişiyi bir evin salonunda konuşturup nasıl bilim kurgu filmi yapılır sorusunun cevabıdır bu film.

14.000 yıldır yaşadığını iddia eden bir adamla, bir grup akademisyen arasındaki diyaloglar üzerine kurulmuş, 2007 yapımı, harika film.

bundan sonrası spooiler içerebilir:

baştan söylüyorum; bu adamın tek olağanüstülüğü daha uzun yaşamış olması, başka herhangi bir olağanüstülüğü yok, süpermen değil, dahi değil.

bilimadamlarının sorularının birçoğu fena değildi ama sanki 14.000 yıl yaşadığını iddia eden bir adama sorulması gereken daha iyi sorular vardı.

bir eleştirim de filmin finaline. izleyiciyi "her şey mümkündür" fikrine böylesine inandırmışken, sonunda bu ispat çabası, sürpriz çabası niye.

bu afişteki bir filmden böyle iyi bir filmin çıkması, bizim için yeterince sürpriz oldu zaten.


uzun diyaloglu filmlere katlanabilen kişileri memnun edeceğine emin olduğum bu filmde bir de çekimler vasatın üzerine çıkmış olsaydı keşke...