SlideShow

0

vicky cristina barcelona





woody allen'ın bir ilişki dehası olduğunu -daha doğrusu dehası olduğu alanlardan birinin de ilişkiler olduğunu yine-yeniden anladığım film.

öncelikle bu film bir barcelona belgeseli olmuş. ama nasıl? barcelona'nın tanıtım filminde kullanamayacağınız görüntülerden oluşan -hiçbir güzelliği tam göstermemiş, damağında bırakmıştır- müthiş bir barcelona sizi bekliyor.

bir de ; penelope cruz hep ispanyolca oynasa keşke.
2

wristcutters a love story


yönetmenliğini goran dukic'in yaptığı, patrick fugit, tom waits , shannyn sossamon gibi isimlerin rol aldığı, ana karakterlerinden eugene'i
yaratılırken gogol bordello 'nun eugene hutz 'ü model alınan film.

fuleliadımlar'ın "olum şu filmi izle" uyarılarına haftalarca cevap vermedikten sonra böyle bir keyfi niye ertelemişim diye hayıflandırmış film.

kendince bir dünya yaratmış yönetmen, bir araf durumu var, absürd espriler, karadelik falan herşey harika. etrafta görülen objelerin neden orada olduğunu merak etmiştim film boyunca. hatta anlamlar bile yükledim. ama sonradan öğrendim ki zaten o yolun etrafındaymış o eşyalar falan.

eğlenceli bir seksen dakika için izleyin, izlettirin filmi.
1

zavet - bana soz ver



her haliyle bir emir kusturica filmi. bir cingeneler zamani asla olamaz. ama gerçeküstü öğelerle gerçekliği öyle güzel harmanlamış ki usta, bir masal dinler gibi izliyorsunuz filmi. sanırım ilk kez goran bregovic'le çalışmamış usta yönetmen. ama müzikler yine içinize işliyor, müzikle coşuyor, çağlıyor, duruluyorsunuz.

kısacası herkesin izlemesini şiddetle salık veririm. öyle güzel kareler var ki, hemen yer değiştirmeye hazır hissediyorsunuz kendinizi, filmdeki karakterlerle.
özellikle elma dolu havuzda yüzen o çocukla yer değişltirmek için çok şeyden vazgeçerdim.
2

tanrı'dan hayat dilemek



aborijin duası

her şey yeterli olsun!
seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.
aydınlık bir bakıs açısına sahip olmana yetecek kadar günes diliyorum.
güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
isteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
son "elveda"yi atlatmana yetecek kadar "merhaba" diliyorum.

ilk kez bir duada; acı, kayıp, elveda dilendiğini gördüm. birilerinden bir şey isterken bile doyumsuz değiller, o da olsun bu da olsun şeklinde değil duaları. iyisiyle kötüsüyle hayat diliyorlar, inandıklarından.
0

ben, ben, ben...


"Milli takımda oynarken, hata yaptığımda 15 dakika sonra kenara alınmıyorum..."

colin kazım neden milli takımda daha iyi oynuyorsun sorusuna bu cevabı vermiş ve kendince aragones'e lafı sokmuş olmanın rahatlığıyla basın toplantısını bitirmişti. ve benim güzel ülkemin spor yorumcuları da haklı bu çocuk dediler, ağız birliği etmişcesine.

ama ben başka bir şey anlatacağım:

ibrahim akın beşiktaş'ta oynarken 20 ağustos 2006 tarihli denizlispor beşiktaş maçında çektiği şut direkten dönmüş, topu delgado tamamlayıp gol yapmıştı. ama ibrahim akın gol sevincine katılmadığı gibi üzüntüden iki elini başının arasına aldı.

ne yazık ki kazım'ın da bu tip üzüntüleri bir çok kez karelendi. özellikle de pozisyonun içindeyse ve golü bir başkası yapmışsa ondan daha mutsuzu olmuyor.

futbolcunun gol atma isteğini, bencilliğini ya da batuhan gibi boştaki arkadaşı yerine kale tercihini anlayışla karşılayabilirim ama takımı gol atmış olmasaına rağmen üzülmeyi anlayamam ben.

yazıyı bir kardeniz deyimiyle bitirelim;

go home coca cola kid.
0

quotes


futbol asla sadece futbol degildir yazmadan, bu durumun böyle olduğunu anlatmak buradaki hedefim. futbola, haşmet babaoğlu duygusallığıyla bakmamı beklemesin kimse benden. öye kirli sakallarım yok benim.

"Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür.",

"Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir." gibi cümlelerle bizleri tokatlayan albert camus'nun bir başka sözü ise;

"Hayatta ahlâkla ve yükümlülüklerle ilgili ne öğrendiysem, futbola borçluyum" dur.

ama sizden bir ricam var, buna benzer cümlelerle burada veya herhangi bir yerde karşılaştığınızda evet ya süpermiş dedikten hemen sonra şunu unutmayın. bu cümleler bu insanların yıllarca düşündüklerinin/okuduklarının, sonucudur.
0

milk



"oscar öncesi"

oscar 2009'da en iyi yönetmen ve kurgu dallarında oscar'a aday gösterilmek ve bu film?

elinde harvey milk ve onun muhteşem isyanı, başkaldırışı, boyun eğmeyişi gibi bir konu var ama ortaya bu film çıkıyor. ve en iyi yönetmen ve kurgu dallarında aday oluyorsun. tür olarak docu drama denilebilir bu film için. kurgusal olarak aynı karede fotoğraftan videoya geçişler ve eski görüntülere zaman zaman yer vermek dışında bir numara yok ama en iyi kurgu adayı.

sanırım özgürlük kavramının eşcinsel duyarlılığı anlamına geldiği bir dönemdeyiz. yaşamış en önemli eşcinsellerden biri olan harvey milk'in filmini çekmiş olmak en iyi yönetmen adayı olmak için yeterli görünüyor, bence öyle değil.

milk hakkında yazıp da sean penn için muhteşem, inanılmaz gibi sıfatları kullanmamış olmak imkansız sanırım. o nasıl bir oyunculuktur, her mimik evet abartısız her mimik belli ki uzun uzun çalışılmış ve hayran bırakıyor. ikinci oscar'ı hayırlı olsun şimdiden.

oscar'da en iyi film için yarışacak 5 filmden dördünü izledim ve bence milk dördüncü sırada. çok mu kötü? hayır. ama sean penn'i çıkardığında ortaya neredeyse bir hiç kalıyor. hiçten de öte böyle güzel bir adamın hikayesinin filme çekildiği düşünüldüğünde kocaman bir yazik kalıyor geriye.
0

doubt

"oscar öncesi"
öncelikle; tanrı evreni yaratmaya başlar. o uğraşırken şeytan gelir ve kulağına tek bir kelime fısıldar: "neden?" tanrı bir an duraksar. işte o anda suphe doğmuştur.



meryl streep bu filmle 2009 yılı en yi kadın oyuncu Oscar ödülüne aday, philip seymour hoffman da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne.

the reader'i izlemediğim için kate winslet'ın perormansını bilmiyorum ama meryl streep resmen döktürmüş bu filmde. o benim için neden "sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kadın oyucusu" durun yanıtını vermiş bir kez daha.

heath ledger adaylar arasında olmasaydı philip seymour hoffman da tartışmasız en büyük adayımdı yardımcı erkek oyuncu ödülü için. filmi de beğendim ama bu ikilinin oyunculukları aldı götürdü beni.

En iyi uyarlanmış senaryo dalında da aday gösterilen filmin ise the curious case of benjamin button ve slumdog millionaire'in aday olduğu bu dalda hiç şansı yok bence.

filmin başından sonuna izleyiciyi saran suphe duygusu ve bir edebiyat uyarlaması olduğu herhalinden belli diyaloglarıyla imdb'de aldığı 8.1 puanı fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.

sonu havada kalıyor gibi cümleler bu film için hafif kalıyor, filmin başından sonuna kadar sonunun olaysız, actionsız biteceği aşikar zaten. ne yani filmin sonunda okul yansın ve tecavüze uğramış küçük çocuk cesetleri bulunsun mu istiyordunuz?
1

prekazi'ye saygılarımla...



çekerdik ayağımıza mekosenleri, aşağı mahalleye maç yapmaya inderdik.
beşte devreydi, onda biter...
koltuğunda "memesi" çıkmış meşin top,
hep mikasa olsun isterdik,
olmazdı!
çocuktuk, neden omadığının üzerinde durmazdık
yenilmez bir ordu edasıyla geçerdik iki mahalle arasındaki yolu
kimimiz paytaktı, kimimizin şişedibi gözlükleri vardı
Benimse formamın arkasındaki 8 yazısının yapışkanı tutmazdı hiçbir zaman. Sarkardı
8 numara, o yıllarda hep Rıdvan’dı.
3

mustafa - bir mustafa kemal filmi...


beğenmeyecek demiştik ataturkcucukler.

birdirbir oynarken arkadaşlarıyla, ben kimsenin onunde egilmem diyerek oyundan çıksa. ve uzaklara bakıp derin düşüncelere dalsa ne güzel olurdu değil mi?

anadolu'da kurtuluş savaşını başlatmak için rusya'dan silah almasa da akşam mesaiden sonra kendi uretse m1'leri, topları, telsizleri.

parasız kaldığı zamanlarda rusya'dan altın almasa da bir is kursa, adam gibi çalışsa, para biriktirse sonra kurtuluş mücadelesini başlatsa.

şeyhülislam ve diğer din bezirganları kendisi hakkında dinsiz, deccal gibi söylemlerde bulunarak kellesini isterken çıksa din kitlelerin afyonudur, örtünmeyi kaldırıcam, tekke ve zaviyleri kapatıcam dese ve bir güzel linç edilse, asılsa.

halkının yüzde 10'u okuma yazma bilirken, benim halkim aydindir, ileri görüşlü, iyi eğitimlidir dese, cahil demiş olmasa.

gözgöze geldiği ilk kadınla evlenmiş olsa, çoluk çocuğa karışmış olsa, hiç mutsuz olmasa.

ağlamasa, osurmasa, sıçmasa ne güzel olurdu değil mi?

süper kahraman olsa, toys'r us larda gijoe ların yanında oyuncakları da olsa.

yapmayın allah aşkına, bir adamı, bir insanı anlatıyor film. hepimizin kahramanını anlatıyor. ama diyor ki bu adamın, tüm bunları başarırken, zaafları da oldu, şanssızlıkları da.

tüm dünyaya meydan okumuş biri karanlıkta uyusa ne olur uyuyamasa.

deniz baykal diyor ki diktatör gibi anlatmış mustafa kemal'i. 10 yılda gerçekleştirdiklerini dikte ederek yapmıştır mustafa kemal. o cahil halk dikkate alındığında bu devrimin dikte edilmesi gerekir çünkü.

ve buna rağmen senin dikatatör gibi gösterilmiş dediğin bu adam demokrasiye geçmeye çalışıyor, muhalefet partisinin kurulmasına izin veriyor. bunları detaylandırmadığı için mi suçlu can dündar? onun demokrasiye olan inancını hepimiz biliyoruz değil mi deniz baykal?
film atatürk'ün demokrasi inancını anlatmıyor değil mi saros yüzücüsü?

neymiş dini kullanmışmış, dinsiz gibi gösterilmişmiş filmde. çok net olarak ifade etmiş dündar. atatürk'ün ağzından diyor ki: din bireysel olmalıdır. nokta. yazdığı mektupta cenab-ı hak diyor bir de sahi neydi o.

kürt sorunundan bahsedereken kesin olarak altını çizdiği cümle; Türkiye'nin toprak bütünlüğünün bozulmayacağı. her karışı için mücadele eden bu adamın, bu topraklar üzerinde kürt devleti kurulmasına izin vereceği düşüncesi filmin hangi sahnesinde oluştu sende inan anlayamadım.

kıacası, filmden çıktığımda facebook gruplarından siyaseti takip ettiğini düşündüğüm bir kızcagiz, atamı çok aciz göstermiş, zayıf, mutsuz göstermiş, boşu boşuna geldik, çok sinirim bozuldu diye söyleniyordu.

keşke bir de gozunle izleseydin filmi diyemedim, medyada yer alan mit ajanı, amerika'nın, akepe'nin adamı can dündar yorumlarını okuyup okuyup filme gelmeseydin de konuşulabilir olsaydın.

haydi şimdi facebookta bu gruplar seni çağırıyor. hadi güzelim, join this group, iyi bir çocuk olabilirsen belki deniz baykal'ı bile görebilirsin

" Can Dündar ın Mustafa filmi bölücülüğün altyapısıdır"

" saroz uşağı can dündar ın "mustafa" filmini reddediyorum"
2

hayata dair ne varsa.. hadi ordan hayta..

hayata dair ne varsa...
diyerek kolayca çıkabilirdim işin içinden ama böyle yapmayacağım.
sinema ve futbol yazmayı planlayarak başladım bu işe. zaten birlikte öğreneceğiz sinemayı ne kadar yazabildiğimi. futbol konusunda ise, duyguları yazmaya çalışacağım. skorlar ve hakem hatalarını defalarca yazdım sözlüklerde ama sıkıldım bundan. şimdilik bu kadar. henüz kimsenin okumayacağını bildiğiniz bir yazıda o okumayacak olana seslenmek güzel bir yazıyı imkansız kılıyor, sevgiyle kalın.